Bir toplum olarak ilerleyebilmek ve gelişmiş ülkelerdeki refah düzeyine erişebilmek için okullarda iyi bir eğitimin veriliyor olması gerektiği bilinen bir gerçektir. Ancak okullarda iyi bir eğitimin verilebilmesi, yani öğrencilerin başarılı olabilmeleri için okuldaki öğretimin niteliğinin yükseltilmesi gereklidir. Okullardaki başarı grafiği de nitelikli öğretmenler olmadan önemli düzeyde yükseltilemez. Öğretmenlerin de öğretmen yetiştiren kurumlarda yetiştirildikleri düşünüldüğünde bu kurumlara büyük sorumluluklar düşmektedir Ancak öğretmenlerin istenilen nitelikte olabilmeleri de birtakım standartların olmasına bağlıdır. Bu standardı sağlayacak yollardan birisi öğretmen yeterlikleridir. Bu yeterlilikler şu şekilde sıralanabilinir.
GENEL ÖĞRETMEN YETERLİLİKLERİ
A: Kişisel ve Mesleki Değerler - Mesleki Gelişim
Öğretmen, öğrencileri birey olarak görür, değer verir. Öğrencilerin sosyal ve kültürel farklılıklarını, yaptıklarını ve ilgilerini dikkate alarak en yüksek düzeyde öğrenmeleri ve gelişmeleri için çaba harcar. Öğrencilerinde geliştirmek istediği kişilik özelliklerini kendi davranışlarında gösterir. Diğer öğretmen, yönetici ve uzmanların başarılı deneyimlerinden yararlanır. Öz değerlendirme yaparak değişim ve sürekli gelişim için çaba harcar. Yeni bilgi ve fikirlere açıktır, kendisini ve kurumunu geliştirmede etkin rol oynar. Mesleği ile ilgili mevzuatı izleyerek bunlara uygun davranır.
Öğrencilere değer verme, anlama ve saygı gösterme
Öğrencilerin öğrenebileceğine ve başaracağına inanma
Ulusal ve evrensel değerlere önem verme
Öz değerlendirme yapabilme
Kişisel gelişimi sağlayabilme
Mesleki gelişmeleri izleme ve katkı sağlama
Okulun iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlayabilme
Mesleki yasaları izleme, görev ve sorumlulukları yerine getirebilme
B: Öğrenciyi Tanıma
Öğretmen, öğrencinin tüm özelliklerini, ilgi, istek ve ihtiyaçlarını bilir, geldiği ailenin ve çevrenin sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerini tanır.
Gelişim özelliklerini tanıma,
İlgi ve ihtiyaçları dikkate alma,
Öğrenciye değer verme,
Öğrenciye rehberlik etme.
C: Öğrenme ve Öğretme Süreci
Öğretmen, öğretme ve öğrenme süreçlerini planlar, uygular ve yönetir. Öğrencilerin öğrenme sürecine etkin katılımını sağlar.
Dersi planlayabilme,
Materyal hazırlayabilme,
Öğrenme ortamlarını düzenleyebilme,
Ders dışı etkinlikler düzenleme,
Bireysel farklılıkları dikkate alarak çeşitlendirme,
Zaman yönetimi
Davranış yönetimi
D : Öğrenmeyi, Gelişimi İzleme ve Değerlendirme
Öğretmen, öğrencilerin gelişim ve öğrenmelerini değerlendirir. Öğrencilerin kendilerini ve diğer öğrencileri değerlendirmelerini sağlar. Ölçme sonuçlarını daha iyi bir öğretim için kullanır; sonuçları öğrenci, veli, yöneticiler ve öğretmenlerle paylaşır.
Ölçme ve değerlendirme yöntem ve tekniklerini belirleme,
Değişik ölçme tekniklerini kullanarak öğrencinin öğrenmelerini ölçme,
Verileri analiz ederek yorumlama, öğrencilerin gelişimi ve öğrenmesi hakkında geri bildirim sağlama,
Sonuçlara göre öğretme-öğrenme sürecini gözden geçirme.
E : Okul, Aile ve Toplum İlişkileri
Öğretmen, okulun bulunduğu çevrenin doğal, sosyo kültürel ve ekonomik özelliklerinin tanır. Aileleri ve toplumu eğitim sürecine ve okulun gelişimi ile ilgili çalışmalara katılmaları yönünde teşvik eder.
Çevreyi Tanıma,
Çevre Olanaklarından Yararlanma,
Okulu Kültür Merkezi Durumuna Getirme,
Aileyi Tanıma ve Ailelerle İlişkilerde Tarafsızlık,
Aile Katılımı ve İşbirliği Sağlama,
F : Program ve İçerik Bilgisi
Öğretmen, Türk Milli Eğitim Sisteminin dayandığı temek değer ve ilkeler ile özel alan öğretim programının yaklaşım, amaç, hedef, ilke ve tekniklerini bilir ve uygular.
Türk Milli Eğitimin Amaç ve İlkeleri,
Özel Alan Öğretim Programı Bilgisi ve Uygulama Becerisi,
Özel Alan öğretim Programını İzleme, Değerlendirme ve Geliştirme.
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ ÖĞRETMENİ ÖZEL ALAN YETERLİLİKLERİ
Öğretmenlik mesleğinin yeterliliklerinin olması gibi alan öğretmenlerinin de yeterliliklerinin bulunması gerekmektedir. Bunlar, kısaca şu şekilde açıklanabilir;
ÖZEL ALAN YETERLİLİKLERİ
A : Öğretim Sürecini Ve Ortamını Tasarlama, Planlama, Düzenleme
Bu alan, bilişim teknolojileri öğretim sürecini planlama, teknolojik kaynakları amaca uygun seçerek çoklu ortamları tasarlama ve farklı ihtiyaçlara göre ortamları düzenleme uygulamalarını kapsamaktadır.
Öğretime uygun plan yapabilme,
Öğretim hedeflerine uygun teknolojik kaynakları seçerek kullanabilme,
Öğretmenlerin farklı gereksinimlerini karşılayabilecek teknoloji destekli öğrenme ortamlarını tasarlayarak kullanabilme,
B : Teknolojik Kavramlar Ve Uygulamalar
Bu alan; temel kavramlar, donanım bilgisi ve sorun giderme, sistem yazılımları bilgisi dosya, zaman yönetimi ve organizasyon, uygulama yazılımları, ağ ve internet kullanımı konularını kapsamaktadır.
Bilişim teknolojileriyle ilgili kavramları doğru ve yerinde kullanabilme,
Amaca uygun bir bilgisayar sistemi kurma, bu sistemle uyumlu yazılım ve çevre birimlerini tanımlayarak kullanabilme
Yazılım, donanım ve ağ unsurları için temel bakım ve onarım stratejileri geliştirerek uygulayabilme
Dosyalama ve zaman yönetimi ile ilgili organizasyonlar yapabilme
Belirli amaçlar için hazırlanmış uygulama yazılımlarını kullanabilme
Ağ ve internet uygulamalarını yerinde kullanabilme
C : Öğretme, Öğrenme, Program
Bu alan, teknoloji destekleme öğretme-öğrenme uygulamalarını düzenleme, teknolojiden veri toplama, verileri analiz etme ve değerlendirme süreçlerinde faydalanmayı ve materyal hazırlamayı kapsamaktadır.
Öğrenenlerin farklı gereksinimlerini karşılayabilecek teknoloji destekli süreçler ve uygulamalar düzenleyebilme,
Bilişim teknolojilerinden yararlanarak bilgiye ulaşma, veri toplama, analiz etme ve değerlendirebilme
Etkili öğrenme – öğretme materyalleri hazırlayabilme
Özel gereksinimli ve özel eğitime gereksinim duyan öğrencileri dikkate alan uygulamalar yapabilme
D: Gelişimi İzleme ve Değerlendirme
Bilişim teknolojileri öğretim sürecinde öğrencilerin öğretim sürecindeki gelişimlerini izleme ve değerlendirme uygulamalarını kapsamaktadır.
Yapacağı ölçme ve değerlendirme uygulamalarının amaçlarını belirleyebilme,
Bilişim teknolojileri öğrenmelerini ölçme ve değerlendirebilme,
Bilişim teknolojilerinden yararlanarak, öğrenmeleri ölçme ve değerlendirebilme,
E: Okul, Aile, Toplum İlişkileri, Etik ve Sosyal Konular
Etik kurallar, yasal hak ve sorumluluklar, sağlık ve güvenlik konularını ve öğretim sürecini desteklemek amacıyla ailelerle iş birliğine gidilmesini, okuldaki tören ve organizasyonlara yönelik uygulamaları kapsamaktadır.
Bilgisayar ve diğer teknolojileri kullanırken sağlık ve güvenlik ile ilgili gerekli önlemleri alabilme,
Dünya’da, Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna geçerken, bilim ve teknolojide meydana gelen küresel çaplı değişimler, birçok alanda olduğu gibi eğitim sistemini de derinden etkilemiştir. Böylece, daha önceleri ağırlıklı olarak Pozitivist Felsefe ve Davranışçı eğitim yaklaşımına dayalı eğitim sisteminin yapı ve işleyişinde Post modern felsefe ve yapılandırmacı yaklaşım egemen olmaya başlamıştır. (Gülpınar, 2005; Dursun, 2002).
Dünya’daki bu değişim Türk Eğitim Sistemi’ni de etkilemiş. Milli Eğitim Bakanlığı da çağın gereklerini yerine getirebilmesi için; öğretmen merkezli, öğrencinin pasif olarak kaldığı Davranışçı Eğitim Modelinden öğretmenin rehberlik görevini üstlendiği, öğrencinin ise ders hakkında araştırmalarını kendisinin yaptığı ve bununla beraber öğrencinin aktif olduğu Yapılandırıcı Eğitim Modelini 2005- 2006 eğitim döneminde uygulamaya başlamıştır.
Yapılandırıcı Öğrenme Kuramı eğitim-öğretim sürecinde öğrencinin deneyimini, zihinsel süreçlerini, ihtiyaçlarını göz önünde tutulması; öğrencinin bilgiyi keşfetmesi, yapılandırabilmesi, içselleştirebilmesi için gerekli koşulların oluşturulması önerileri ile eğitim biliminin derinleşmesine, toplumsal değişime ayak uydurmasında eşsiz katkısı bulunan bir eğitim kuramıdır.
Bu kuramın uygulamaya konulması için, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yıllarca üzerinde çalışılarak yapılandırıcı eğitim modeline uygun öğretim programı geliştirildi. Peki, geliştirilen eğitim programları yapılandırıcı eğitimi ne derece yansıtıyor. Eğer programlar gereğince yapıldıysa da Türkiye Eğitim Sistemi öğretmeni, öğrencisi ve sistem içinde göreve sahip diğer kişilerce bu programı uygulamak için gerekli bilgi ve beceriye sahip mi? Bu soruların cevapları yapılan bir araştırmaya göre şu şekilde açıklanmıştır ;
Yapılan araştırmalara göre; “öğretim faaliyetlerinin yeterince planlandığı, programdaki farklı bölümlerin birbirleriyle tutarlı olduğu, öğrenme alanlarının belirgin olduğu, ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin açıkça belirtildiği, programın yapılandırmacı yaklaşım ilkelerine uygun olarak hazırlandığı görüşlerine katılmaktadırlar.
Bununla birlikte yeni programın öğretmene daha fazla yük getireceği ayrıca yeni programın başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli altyapı ve olanakların yetersiz olduğunu düşünmektedirler.
Okullardaki altyapı ve olanakların yetersiz olması uygulamada başarının önündeki en büyük engel olarak görülmektedir. Eğitim etkinliklerinde kullanılacak materyalin sağlanamayacağı endişesi, sınıfların fiziki yapısının uygun olmaması, öğrencilerin oturma düzeni için masa ve sıraların uygun olmaması, sınıf mevcutlarının fazlalığı, okulların donanım yetersizliği dikkat çekilen konulardır.
Araştırmaya katılanlar, yapılandırmacı eğitim yaklaşımıyla ilgili olarak, bu yaklaşımın, öğrenci merkezli olduğu, öğrenciyi düşünmeye ve araştırmaya yönelttiği, öğrenciyi ezbercilikten kurtaracağı, eğitim etkinliklerini eğlenceli hale getireceği, öğrencilerin sosyal gelişimlerini hızlandıracağı görüşlerine tamamen katılmaktadırlar.” (ÇINAR, O. – TEYFUR, E. – TEYFUR, M.(2006) efdergi )
Bu araştırmada belirtildiği üzere yapılandırıcı eğitimin iyi yönlerinin olduğu göz önündedir. Fakat diğer yandan Türkiye’de yapılandırıcı eğitim denildiği zaman alt yapı sorunları ortaya çıkmaktadır. Alt yapı sorunlarını genişletecek olursak;
Öğretmen Açısından ;
·Öğretmen yetersizliği; Türkiye şartlarında bilindiği üzere İlk ve orta dereceli okullarda alanında uzman öğretmen eksikliği bir hayli fazladır. Bundan dolayı sınıf mevcudunu azaltmak yerine tam tersi kalabalık sınıflarda topluca dersler yapılmak zorunda kalınmıştır.
·Öğretmenlerin yapılandırıcı sisteme göre eğitim almamaları, her ne kadar şu an eğitim fakültelerinde yeni sisteme göre öğretmen yetiştiriliyor olsa da yeterince deneyime sahip değildirler. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı kadrosunda eski öğretmenlerin sayısı fazladır. Bu öğretmenlerimiz eski sisteme göre eğitildikleri için yeni sisteme uyum sorunu yaşamaktadırlar. Her ne kadar yeni programa geçilirken öğretmenlere bu sistem hakkında eğitim verilse bile bu eğitimler yetersiz kalmıştır. Öğretmenlerimiz eski ve yeni sistem arasında sıkışıp kalmışlardır.
·Öğretmenlerin yapılandırıcı sistemdeki performans ödevleri, proje ödevleri ve portfolyo değerlendirmesi gibi yeni sistemleri nasıl uygulayacakları konusunda yeterli donanıma sahip olmamaları ve öğrenci sayılarının fazlalığından dolayı her öğrencinin ödevlerine yeterli zaman bulamamaları yapılandırıcı eğitim hakkında kötü sonuçlar doğurmaktadır.
Öğrenci Açısından;
· Öğrencilerde proje ve performans ödevlerini nasıl yapacaklarını tam olarak bilmemektedirler. Şu an uygulanan sistemde performans ödevleri internet sayfası çıktısından başka bir şeyi ifade etmemektedir. Bu da yapılandırıcı eğitimin ne denli düzgün işlendiğini göstermektedirler.
·Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılandırıcı eğitimi baz alarak hazırlanan kitaplardaki yazım hataları, konuların eksikliği de öğrencilerin eğitimine kötü etki yapmaktadır.
Sınıf Uyarlamaları Açısından;
Türk eğitim sisteminde diğer sorunların yanında, yapılandırıcı eğitime uygun sınıf ortamlarında da sorunlar bulunmaktadır. Bunlar ise şu şekilde sıralanabilir;
·Sınıflarda öğrenci sayısının fazla olması: İlk ve orta öğretimde sınıf mevcudu okulun bulunduğu yere göre değişiklik göstermektedir. Türkiye şartlarında sınıflardaki öğrenci sayısı genel olarak 30 ile 50 arası değişmektedir. Yapılandırıcı eğitimde öğretmen her öğrenci ile tek tek ilgilenebilmesi gerekmektedir. Bu kadar kalabalık bir sınıfta her öğrenci ile yeteri kadar ilgilenemeyeceği için istenilen eğitim tam manasıyla yapılamamaktadır.
·Yapılandırıcı eğitimde de bilginin üretilebilmesi için sınıfın dünya ya açık olması gerekmektedir. Bunun içinde sınıf ortamında bilgisayar, internet bağlantısı, telefon, kitaplık vb. gereçlerin bulunması gerekmektedir. Fakat Türkiye’deki okullarımızda genel itibari ile teknoloji eksikliği söz konusudur. Buda yapılandırıcı eğitimi uygulamayı zorlaştırmaktadır.
·Sınıf ortamında öğretmenin derste ihtiyacını karşılayacak kapasitede materyallerin bulunması gerekmektedir. Fakat, yine Türkiye’de bize bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.
·Gelişmiş olan ülkelerde, çeşitli sorunlardan dolayı okula gidemeyen öğrencilerin eğitimleri için “Uzaktan Eğitim” kanalıyla eğitim verilmektedir. Fakat Türkiye’de bu sistem tam olarak kullanılamadığı için yapısalcı eğitime kötü etki ettiği söylenebilir.
·Yapısalcı eğitimin en önemli özelliği, bireyin bilgiye kendisinin ulaşmasını sağlanmasıdır. Bu sözel dersler için bilgisayar ve internet kanalıyla yapılabilir. Fakat deney ortamı gerektiren biyoloji, fizik, kimya gibi dersler için okullarda laboratuar ortamlarının bulunması gerekmektedir. Şu an hala çoğu okulda laboratuar ortamı bulunmamakta veya laboratuar olsa bile materyallerinde eksiklikler bulunmaktadır. Bu eksikliklerde öğrencilerin bilgiye ulaşmasını engelleyeceği için yapılandırıcı eğitim uygulanamamış olacaktır.
Sonuç olarak Türkiye Eğitim Sistemi bilgi çağının eğitim yöntemi olan yapılandırıcı eğitime alt yapı olarak hazır değildir. Peki! bu sistemi Türkiye’de tam olarak uygulamak istenilirse ne gibi çalışmalar yapılması gerekir? Bunun yanıtı bana göre şu şekilde olmalıdır.
·İlk olarak öğretim programı yeniden gözden geçirilip eksiklikleri tespit edilerek yeniden uyarlanmalıdır.
·Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev yapan ve yapacak öğretmenlerimiz yapılandırıcı eğitim hakkında derinlemesine eğitilmelidir.
·Öğrencilerin üzerlerine düşen görevler öğretmenler tarafından anlatılarak benimsetilmelidir. Bu şekilde öğrenciler sorumlulukların farkına varmış olabileceklerdir.
·Yapılandırıcı eğitimin uygulanacağı tüm okullardaki teknoloji ve materyal eksiklikleri tespit edilerek giderilmelidir. Öğrencilerin kullanabilecekleri tüm kaynaklar okul içinde bulundurulmalıdır. Bu şekilde öğrenci bilgiye ulaşabilecektir.
·Sınıf ortamındaki öğrenci sayısı bir şekilde azaltılmalıdır. Bu şekilde öğretmenler öğrencileri ile daha çok ilgilenebileceklerdir.
Kaynakça
Çınar, O.- Teyfur, E. – Teyfur, M. (2006) İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi
Dursun, G. (2002). Ekonomik Postmodernlik: Üretimin Enformatikleşmesi ve Bilgi. http://www.bilgiyonetimi.org.
Gülpınar, A. (2005). Beyin/Zihin Temelli Öğrenme İlkeleri ve Eğitimde Yapılandırmacı Modeller. Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri
Görme yetersizliğini tanımlamada bilinmesi gereken 2 kavram vardır. Bunlar görme keskinliği ve görme alanıdır.
Görme keskinliği, belli bir mesafeden ( 20 feet) görme ve ayrıntıları ayırt edebilme yeteneğidir.
Görme alanı, dümdüz karşıya bakarken başımızı sağa sola oynatmadan görebildiğimiz alandır.
Kör, bu iki kavrama göre görme keskinliğinin 20 / 200’ ine sahip olan ve görme alanı sadece merkezdekilerle sınırlı olan kişidir. Yani normal bir insan 6 metrelik bir görme keskinliğine sahipse, kör olan birey 6 cm.lik bir görme keskinliğine sahiptir.
Az gören birey ise görme keskinliği 20/70 ile 20/200 arasında olan ve gözlük, büyüteç gibi yardımcı araçlarla veya büyük puntolu yazılar, aydınlatma, zıtlık, çevre düzenlemeleri … vb materyallere ve düzenlemelerle görme gücünden yararlanabilen kişidir.Yani normal gören kişi 6 metrelik görme keskinliğine sahipken az gören kişi 60 santimetre ile 2metre arasında bir görme keskinliğine sahiptir.
Görme yetersizliği, diğer yetersizliklere oranla rastlanma sıklığı düşük bir yetersizliktir. Küçük çocuklardan çok yetişkin bireylerde görülen bir yetersizlik ve toplumun %15’i ile %56’ sında bu duruma rastlanıyor. Görme yetersizliği olan bireylerin ise %25’i gören okuyucu, %10’u Braille okuyucusu, %7’si de işitsel okuyucu olarak adlandırabileceğimiz derecede görme yetersizliğine sahip.
Bu konuda dikkat etmemiz gereken en önemli husus, görme yetersizliğinin bireylerde farklı şekillerde olduğu ve duyuların etkin kullanımına göre öğretimsel süreçlerde değişikliğe gidilmesi gerektiğidir.
GÖRME YETERSİZLİĞİNİN SEBEPLERİ
Görme yetersizliğinin 3 tür sebebi vardır. Yapısal sebepler, gözün işleyişinden kaynaklanan sebepler ve kortikal görme yetersizliği.
1- Yapısal sebepler
Gözün yapısında meydana gelen zedelenmeler sonucu ya da genetik faktörlere dayalı olarak gelişen sebeplerdir.
Bu zedelenmeler, hamilelik sırasında annenin kızamıkçık gibi ateşli hastalıklar geçirmiş olmasına, aldığı bazı ilaçların yan etkilerine ya da annenin röntgen ışınlarına maruz kalması gibi sebeplere bağlı olabilir. Doğum sırasında meydana gelen bazı zorluklar ya da doğum sonrasında geçirilen ateşli hastalıklar, kazalar, zehirlenmeler…vb sebeplere de bağlı olabilir.
2-Gözün işleyişinden kaynaklanan sebepler
Az önce bahsettiğimiz, gözün işleyiş mekanizmasında oluşan bazı problemlerle oluşan yetersizliklerdir. Örneğin gözün işleyişindeki kırılma hataları sebebiyle miyop, hipermetrop, astigmat gibi rahatsızlıklar meydana gelmektedir
3-Kortikal görme yetersizliği
Beyindeki görme merkeziyle ilgili var olan bir problem sonucu yaşanan görme yetersizliğidir. Bir tedavisi yoktur ve gözün yapısı ile işleyişi ne kadar düzgün olursa olsun, gözden gelen veriler beyinde algılanmadığı için görme sağlanamaz.
GÖRME YETERSİZLİĞİ OLAN ÖĞRENCİLERİN ÖZELLİKLERİ
Görme yetersizliği olan öğrenciler kendi aralarında farklılıklar gösterirler. Bazıları becerikli ve yetenekli olabilir. Bazılarının da tersine çoklu yetersizlikleri olabilir. Ebeveynler ve aileler de bu özelliklere göre çocuğun yetersizlik düzeyini tespit etmeli, bunu geliştirmeye çalışmalıdır. Hepsinin yetersizliği farklı düzeylerde olabileceği ve farklı şekillerde bunu geliştirebilecekleri düşünüldüğünde, öğrencilerin özenle gözlemlenmesi gerektiği sonucuna varmalıyız. Öğrencinin öğrenmeyi nasıl kullanabileceğitespit edilmeli ve öğretim buna göre yapılmalıdır.
Görme yetersizliği olan öğrencilerin, normal görebilen öğrencilerden farklı bazı özellikleri olur. Bilişsel özellikler, akademik başarı, sosyal beceriler ve davranış özllikleri bakımından gören akranlarına oranla eksiklikler yaşarlar.
Bilişsel özellikler çevrede hareket etme, dokunma, keşfetme, girdiği ortamı gözlemleyebilme, hızlıca tarama gibi özelliklerdir. Bu alanda eksiklikler yaşarlar. Örneğin minare, gökyüzü, yıldızlar gibi büyük ve uzak cisimleri ya da soyut kavramları normal öğrencilerin anladığı yollardan öğrenemezler.
Akademik başarı,okuma yazma konularında ve derslerinde yapacağı çalışmalarla ilgili eksiklikleri kapsar.
Sosyal beceriler, sosyal yaşantılarında yaşayacakları eksiklikleri kapsar. İnsanlar sosyal alışkanlık ve becerileri gözlemlerle edinir.Örneğin konuşurken insanların yüzüne nasıl bakıldığı, sohbet ederken yüzün nasıl ifadeler aldığı, yemek yerken nasıl davranıldığına dair gözlemler yapamazlar. Bu konularda eksiklikler yaşarlar.
Davranış özellikleri ise, normal insanların davranışlarından farklı gösterebilecekleri davranışları ve eksiklikleri kapsar. Yapıcı olmayan, bir işleve hizmet etmeyen bazı hareketlerde bulunabilirler. Fakat bu davranışlar görme yetersizliğiyle doğrudan alakalı değildir. Bu tip davranışlar, görme yetersizliğine bağlı olarak kendini yetersiz ya da sosyalleşmemiş hissetme, kendine güvenmeme, akranlarından ayrı tutulmuş olma ve günlük gereksinimlerini karşılayamama gibi sebeplerden meydana gelmektedir.
GÖRME YETERSİZLİĞİ OLAN ÖĞRENCİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Görme yetersizliğinin değerlendirilmesi için öncelikle aile tarafından bu durumun farkına varılması, sonra uzman bir hekim tarafından kesin tanı yapılması ve tıbbi tanımlamalardan sonra da öğrencinin eğitsel incelemeye alınması gerekir.
Görme yetersizliği olan bireyleri farketmede bazı ipuçları vardır. Bunlar: Gözlerinin önünde bulunan ilgi çekici eşyaları takip edememe ya da farkına varamama, uzun süre aynı yere bakma, farklı bir şekilde gözlerini döndürme, gözlerini ışıktan kaçırma ve gözlerinde titreme, sağa sola amaçsız uzanma ve sık sık düşme, renkli bir resmin renklerini ayıramama, gözlerde kızarma ve yaşarma, gözlerinin ortasında bulanıklık ve ışık geldiğinde parlama, sık sık gözlerini ovma ve kaşıma. . .vb davranışlardır.
Anne baba tarafından ya da okuldaki öğretmeni tarafından, görsel uyaranlara beklenen tepkiyi vermediği fark edilen birey göz hekimlerince incelenir. Göz hekimi, bireyin gözündeki uzak-yakın görme keskinliği, görme alanı, kas fonksiyonları, göz içi basıncı ve renk duyarlılığı işlevlerini inceler. Bu incelemeden sonra kesin tanı yapılır. Görme eksikliği varsa birey Rehberlik ve Araştırma Merkezine götürülüp eğitsel incelemeye alınır.
Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde bireysel zeka ve başarı testleriyle birlikte, bireye en uygun hizmet için çok yönlü bir değerlendirme yapılır. Çok yönlü değerlendirme testleri, öğrencinin görmeyi nasıl kullandığına dair bilgiye ulaşılmasına ve buna göre hangi okuma yazma araçlarının daha uygun olacağının saptanmasına yönelik bir testtir. Örneğin, değerlendirme sonucunda öğrencinin büyük puntolu yazıları okuyabileceği, 1 metre uzaklıktaki nesneleri görebileceği, beyaz zemindeki yazıları algılayabileceği gibi bilgilere ulaşılır.
Bu değerlendirmelerden sonra, yetersizliğin, öğrenciyi olumsuz etkileyip etkilemediği değerlendirilir. Değerlendirme ekibi, öğrencinin özel eğitim alması gerektiği kanısına varırsa öğrenci Görme Engelliler Okulu’na yerleştirilir. Sonrasında sınıf öğretmeni ve özel eğitim öğretmeni tarafından çocuğun gereksinimleri için özel bir değerlendirme yapılır ve öğrenciye bu gereksinimlere göre bir öğretim hizmeti planlanır.
ÖĞRETİM HİZMETLERİNİN PLANLANMASI
Öğretim hizmetlerinin planlanması, öğrencinin performans düzeyinin belirlenmesinden sonra özel gereksinimlerine göre yapılır.
Öğrencinin temel eğitim alanlarına göre bazı özel uyarlamalar yapılır. Bunlar kavram gelişimi ve akademik beceriler, sosyal ve duyuşsal beceriler, yönelim (oryantasyon) ve bağımsız hareket becerileri, iş ve mesleki beceriler alanlarındadır.
ÖĞRETİM SÜREÇLERİNDE UYARLAMALAR
Öğretim süreçlerinde okuma yazma, günlük yaşam, bağımsız hareket, kavram gelişimi, duyuşsal gelişim, yönelim ve haritacılık,seyahat teknikleri ve teknolojik destek konularında uyarlamalar yapılır.
1-Okuma yazma konularında, kör bireyler içinBraille Alfabesi ya da alternatif basılı materyaller yaygın olarak uygulanır.
Az gören bireyler içinse büyük puntolu yazılar (normal bireyler 12 punto iken, az görenler için en ez 30 punto), büyütücü cihazlar, aletler ve lensler. . .vb araçlar kullanılır.
Braille alfabesini kullanarak yazı yazmanın 2 yolu vardır. Bunlardan biri Braille daktilosu, diğer ise tablet ve kalemdir. Braille daktilosu üzerinde 6 tane tuş vardır. Tuşların her biri ile 6 noktadan biri yazılır. Yazılacak harfte ne kadar nokta varrsa o tuşlara aynı anda basılır. Bu 6 noktanın çeşitli kombinasyonları ile rakamlar, harfler, noktalama işaretleri ve matematiksel işaretler yazılabilir.
2.yol için ise tablet ve kör kaleminin kullanımı gerekir. Tablet, üzerinde 6 noktalı hücrelerinbulunduğudikdörtgen şeklinde bir çerçevedir. Tablet, üst üste oturtulmuş 2 levhadan oluşur.Bu levhalar arasına 140 gramlık karton yerleştirilir ve kilitlenir. Kör kalemi kullanılarak yan yana dizilmiş hücrelerin her birine bir harf basarak kabartmalar oluşturulur. Tablet üzerinde yazma işlemi sağdan sola yapılır. Yazma işlemi bittikten sonra karton, tabletten çıkartılır ve okuma işlemi soldan sağa doğru gerçekleştirilir.Braille daktilosuna göre, tabletintaşınabilir bir özelliği vardır.
2-Günlük yaşam konularında ise Kişisel temizlik, giyinme- soyunma, elbiselerin bakımı, yemek yeme, parayı kullanma, yiyecek hazırlama, alışveriş yapma, telefonu kullanma, sağlıklı olma, zaman kavramı, kendini koruma, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirebilmek için uyarlamalar yapılır.
3-Bağımsız hareket konusunda yapılan uyarlamalar 2 türde olur. Bunlardan biri yönelim (oryantasyon), diğeri ise dolaşmadır. Yönelim, bir öğrencinin bulunduğu alanı tanımasıdır. Bağımsız hareket ise öğrencinin bir yerden bir yere tek başına gidebilmesidir.
4-Kavram gelişiminde ise vücutla ve vücut hareketleriyle; uzayla yani yer, zaman, miktar, şekil, uzaklık- yakınlık konularıyla; çevreyle yani nesneler, arazi ve yapılaşmayla ilgili kavramlarla ilgili uyarlamalar yapılır.
5-Duyuşsal gelişim alanında görmeyi kullanma, sesleri ayırt etme, dokunarak cisimleri yorumlama, kokularla nesneleri ve insanları ilişkilendirme, hareket halindeyken vücut duruşunu ayarlama. . .vb becerilerini kazandırmaya yönelik uyarlamalar yapılır.
6-Yönelim ve haritacılık alanında, düşen nesnenin yönünü bulma, tanıdık ortamlara yönelim, bildiği bir yere gidebilme, basit bir haritayı yorumlama, çeşitli ortamlarda bağımsız hareket edebilme gibi becerilere ilişkin uyarlamalar yapılır.
7-Seyahat teknikleri,bireyin bağımsız hareketine yardımcı olacak yöntemlerle ilgili bir uyarlamadır. 3 tür seyahat tekniği vardır.
a.Uzun Baston:Kişi,elindeki bastonu karnının biraz üzerinde tutarak, ucunu yere değdirerek önündeki nesneleri yoklar. Çukuru, tümseği, kaldırımı, yolu, insanları ve önündeki nesneleri bastonun ucunu etrafında dairesel şekilde sağa sola geçirerek yoklar. Böylelikle belinin altında kalan bölgeleri çarpmalardan korumuş ve nesneleri yoklamış olur.
b.Rehber Köpek: Büyük, seri ve bireyin uyum sağlayabileceği bir köpek rehberliğinde kişi seyahat eder. Bunun için bireyin, köpeğin bakımı ve eğitimi hakkında bilgisi olması gerekir.
c.Gören Rehber: Görme yetersizliği olan bireyin, gören bir bireyin koluna girerek yarım adım ilerisinden onu takip ederek seyahat etmesi yöntemidir. Bağımsız hareket ilkelerine uymadığı ve kişiyi gören bireye bağımlı kıldığı için avsiye edilmeyen bir yöntemdir.
8-Teknolojik destek konusunda ise iletişim ve yönelim alanlarında uyarlamalar yapılmıştır. Teknoloji bu 2 alanda, görme yetersizliği olan bireylerin eğitimine çok katkı sağlamıştır. Ortamdaki nesneleri algılamaya yarayacak bazı cihazlar, gözlükler, lensler, teleskop, kasetle okunan kitaplar, ölçme cihazları, grafik kağıdı, yazılı kağıtlar, takvimler, flaş kartları. . . vb cihazlar geliştirilmiştir.
SINAV ORTAMLARINDA UYARLAMALAR
Genel ve özel eğitim alanlarında yapılacak değerlendirmelerde, öğrencinin özel gereksinimlerine göre sınav ortamında, sınav süresi ve zamanında, sınav soruları ve yönerge sunumlarında ve öğrencinin sınav sorularına vereceği tepki türünde bazı uyarlamalar yapılabilir.
Örneğin materyallerin ses çıkarması gibi durumlarda öğrenci, gören akranlarından farklı bir sınıfta ısnava tabi tutulabilir. Özel aydınlatma ve renk düzenlemeleri gibi öğretim ihtiyacına göre bazı uyarlamalar yapılabilir.
Sınavda öğrencinin özel durumuna göre ek süre getirilebilir, bu süre bireysel olarak ayarlanabilir ya da kısa oturumlar halinde gerçekleştirilebilir.
Sınav soruları ve yönerge sunumları öğrenciyeBraille Alfabesi ile ya da ses kaydı olarak verilebilir. İhtiyaca göre özel materyaller ve cihazlarla da olabilir.
Sınav sorularına Öğrencilerin verebileceği tepki türü ise Braille alfabesi ile olabilir. Öğrenci bu durumda soruların cevaplarını Braille alfabesiyle yazar, özel eğitim öğretmeni bu cevapları normal yazıya dönüştürür ve genel eğitim öğretmeni, özel eğitim öğretmeninin çevirdiği cevaplara göre değerlendirme yapabilir. Ya da öğrenci başka birinin yardımı ile yazarak, işaretleyerek de cevap verebilir.
GERÇEK HAYAT ORTAMLARINDA UYARLAMALAR
Görme engeli olan bireylerin özel eğitim kurumları ve görme engelli bireylerin eğitimini üstlenen kurumlar tarafından gerçekleştirilen eğitim süreçlerinin dışında bir de günlük yaşamlarında karşılaşabilecekleri sorunlar için de toplumsal olarak geliştirilen bazı çözüm yöntemleri vardır. Bu yöntemler, kişinin kamuya açık alanlarda yaşayabileceği problemleri en aza indirgemek için yardımcı olabilecek bir takım yöntemlerdir.
Bu yöntemlerin faydalı olabilmesi için özel eğitim kurumlarının yanısıra, diğer insanların da üstlenmesi gereken bazı sorumlulukları vardır. Bu davranışların topluma, devlet destekli kurumlar ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla kazandırılması gerekmektedir. Toplumun bu konuda bilinçlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu davranışlar şunlardan oluşabilir:
Dışarda, görme engelli bir bireyle karşılaşıldığı zaman, insanların onlara yardımcı olmaları gerekmektedir. Karşıdan karşıya geçme,yönlerini bulma,herhangi bir işi yapabilmeleri için onlara yardımcı olunmalıdır.
Belirtilmesi gereken bir diğer önemli nokta da,insanların görme engelli bireyler hakkındaki düşüncelerinin değiştirilmesi gerektiğidir. Yaptığımız araştırmalar ve gözlemlerden edindiğimiz bilgilere göre; normal bireyler görme yetersizliği olan bireyleri normal bireyler olarak görmeyip, engellerini sürekli göz önünde bulundurarak birtakım uygun olmayan davranışlar sergilemektedirler. Görme yetersizliği olan bir bireye nasıl davranması gerektiğini bilen bir toplum olmamızın önemi büyüktür. Ülkemizde yaşayan insanların bu konuda daha bilinçli olmaları sağlanmalıdır. Bunu sağlamak için de eğitim sistemimizde, engeli olan bireylere ilişkin eğitime mutlaka yer verilmelidir.
Şimdi, kamuya açık alanlarda yapılabilecek düzenlemelerden bahsedelim. Bunları şu şekilde gruplandırabiliriz:
1- Trafik ve Ulaşımda Erişebilirlik
Yolların, kaldırımların, toplu taşıma araçlarının ve durakların, üst ve alt geçitlerin engellilerce erişebilir hale getirilmesi için bir takım çevre düzenlemeleri gerekmektedir.
a. Kabartma (Hissedilebilir) Haritalar:
Cadde üzerinde bazı noktalara kurulacak kabartma haritalarla bir takım bilgiler görme engelli için erişilir hale getirilir. Bu haritalar normal puntolu yazılar ve uygun kontrastlı renklerle donatılırsa az görenlerin ve görenlerin de erişimi sağlanmış olur. Ayrıca, haritalar konumlandırılırken tekerlekli sandalye kullanıcılarının da ihtiyaçları göz önünde bulunmalıdır. Caddelerde kullanılan haritalarda kenar materyallerinin kullanımı ile engellinin ihtiyaç duyacağı bilgiler aktarılır. Bu haritaların içerdiği bir takım bilgiler şunlardır:
· Cadde kavislerinin gösterimi
· Ana cadde ve tali yolların gösterimi
· Cadde üzerindeki yapıları ve farklı yüzeylerin gösterimi
· Demir yolu ve otobüs duraklarının gösterimi
· Referans çizgilerinin gösterimi
b. Kabartma (Hissedilebilir) Kaldırım Döşemeleri
Diğer kaldırım döşemelerinden farklı yükseklik ve özelliklere sahip kaldırım döşemeleri sayesinde görme engelli yayanın çevre hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olmasını sağlar. Ayrıca, yürüme zorluğu çekenlerin ve tekerlekli sandalye kullanıcılarının ihtiyaçları da göz önünde bulundurulur. Örneğin; alçaltılmış kaldırım kenarları (rampalar) tekerlekli sandalye ve çocuk arabaları için bir gereksinimdir, öte yandan kaldırımın bitişini fark edebilmesi için körün de yükselti farkına ihtiyacı vardır. Bu durumda büyük yükselti farkları kullanmak yerine kabartma döşemeleri kullanmak herkes için erişebilirlik sağlar.
c. Erişebilir Yaya Sinyali (EYS)
Sesli mesajlar ve titreşimli yüzeyler aracılığı ile yaya geçiş zamanlamasını bildire sinyalizasyon sistemidir. İleri derecede görme bozukluğu olanların büyük çoğunluğu 65 yaş ve üzerindedir. Bu kişilerde aynı zamanda işitme kaybının da görülme ihtimalinin yüksek oldukça yüksek. Bu bağlamda titreşimli yüzeyler hem kör hem de sağır vatandaşların erişebilirliğini sağlamakta uygun yöntemdir.
d. Akıllı Duraklar ve Diğer RF Çözümlemeler
Gelişen teknoloji ile birlikte günlük hayatta gittikçe pratikleşmeye başladı. Bilişim teknolojilerinin geldiği noktada, yalnızca engelli vatandaşların değil herkesin hayatını kolaylaştıran birçok uygulama mevcuttur. RF çözümlemelerle ile sağlanabilen uzaktan algılama ve kontrol gibi uygulamalar, engellinin hayatını oldukça kolaylaştıracak şekilde çevreye entegre edilebilir.
Örneğin; RF çözümlemeler ile donatılmış akıllı duraklar sayesinde, durakta bekleyen engelli vatandaşın sürücüye göndereceği bir sinyal ile durakta olduğunu haber vermesi sağlanabilir. Bu sayede toplu taşıma vesaitlerine binişlerde sıkıntı yaşayan engellinin araca binememesi ya da unutulması gibi durumların önüne geçilmiş olur.
Ayrıca; duraklarla araçlar haberleştirilerek, aracın durağa gelişi belli bir süre önce yolcuya bildirilebilir. Bu sayede durakta bekleyen engelli vatandaşlar araca binmek içi gerekli hazırlıkları önceden yapabilir.
Yalnızca duraklar değil, engellilerin kullanacağı diğer güzergâhlar RF vericilerle donatılarak çevre ve mekân bilgisi engelliye ulaştırılabilir. Bunun için engelliye gerekli bilgilendirmeyi sağlayacak bir RF alıcı tahsis edilebilir.
2- Sosyal ve İdari Alanlarda Erişebilirlik
İnsanların vakit geçirebilecekleri sosyal alanların, bir takım resmi ve özel işlerini gerekleştirdikleri kurum ve binaların da engellilerin erişebilirliğine uygun hale getirilmesi için bir takım çevre düzenlemeleri gerekmektedir.
a- Açık Alanlarda Erişebilirlik
Parkların, bahçelerin, pazar yerlerinin, spor alanlarının, çay bahçelerinin erişebilirliği için gerekli düzenlemeler:
I. Parklarda ve oyun alanlarında oyun aletlerinin üzerine görmeyenler için altı nokta kabartma ve az görenler için fontlu plakalar yerleştirilir. Bu plakalar yerleştirilirken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Gereksiz bilgi ve bilgi tekrarı olmamalıdır. Planları ya da işaretleri okuyup algılamak görmeyenler için görenlere nazaran daha fazla zaman ve dikkat gerektirir. Ayrıca gereksiz bilgilerle doldurulmuş bir ‘işaret ormanı’ görenler için bile ekstra zahmet anlamına gelmektedir. Bu yüzden işaretlerin düzgün ve sade bir şekilde yerleştirilmesi konusu dikkatli bir planlama çalışmasından geçmek durumundadır. Az ve öz bir anlatım olmalıdır.
II. Yüzey materyalli haritalar kullanarak görme engelliye çevre tasviri yapılmalıdır. Bu tasvirde anlatılması gereken noktalar şunlardır :
· Su tasviri
· Yeşil alan tasviri
· Bina gereçleri (özellikle büyük boyutlu) tasviri
· Teknik cihazlar gibi hassas yapıların gösterimi
· Tehlikeli bölge uyarılarının gösterimi
b- Kapalı Alanlarda Erişebilirlik
Kamu binalarının, kültür merkezlerinin, havaalanları ve şehirlerarası otobüs terminallerinin, spor tesislerinin, alış veriş merkezlerinin de engelliler için erişilebilir hale gelmesi için bir takım çevre düzenlemeleri gerekmektedir.
I. Kabartmalı ve Fontlu Tabelalar
Bina içi ve bina dışı kullanıma uygun olup, duvara monte edilebildiği gibi kendi ayaklıkları üzerinde duracak şekilde de tasarlanabilir. Eğimli formları her gruptan kullanıcı için daha kullanışlı olmasını sağlar. Hem görsel hem de dokunsaldırlar. Bu tabelaları çocuklar ve tekerlekli sandalye kullanıcıları da problemsiz bir şekilde kullanabilirler.
Değiştirilebilir harfler kapılarda da kullanılabilir. Böylece odanın işlevindeki herhangi bir değişiklik anında bu işaretler de kolaylıkla değiştirilebilir. Bu tabelalarda kullanılan harfler hakkında bilgi vermek gerekirse;
Prizma kesitleri şeklindeki harflerden oluşmuş yazıdır. Büyük harfler ve bazı özel karakterlerden meydana gelir. Standart olarak 3 farklı yükseklikte (25 mm, 14.5 mm, 10 mm) ve 3 farklı renkte (siyah, beyaz, kırmızı) karakterlerimiz mevcuttur. İsteğe göre özel tasarımlar yapabilmekteyiz.
Piramit yazılar görenler, görmeyenler ve az görenlerin okuyabileceği bir tasarım sağlar. Mat yazılar ve estetik görünüm sayesinde optik netlik sağlanır. Karakterlerin şekli kesiti ve malzemesi körlerin dokunma duyuları ile rahatça okuyabilmeleri imkânını sağlar.
Adını 6 noktalı kabartma yazı sisteminin kurucusu Louis Braille’den alan bu sistemi, kabartma yazı okuyabilen körler için projeye dâhil etmek kaçınılmazdır. Ülkemizde sonradan kör olanların sayısının oldukça fazla olması nedeniyle, Braille okuma becerisine sahip olanların oranı oldukça düşüktür. Sonradan kör olanlar içinse, normal harfleri dokunarak tanıyabilecekleri için, piramit yazılar –özellikle kısa olanlar- daha hızlı okuma ve algılama sağlar. Ancak tabi ki 6 nokta bilenler için en uygun çözüm Braille yazıdır.
Piramit yazı, aynı zamanda, bütün kullanıcılara hitabeden bir yöntemdir.
** Görmeyenler karakterin üstündeki yassılığı takip ederek şekli algılar
** Az görenler için karakterlerin geniş bir tabana yayılması okuma kolaylığı sağlar
** Net ve estetik bir genel görünüm ise görenlerin kolayca okuyabilmesini sağlar
II. Yer Çizgileri
Ana tabelaların yerleşimi aynı zamanda yer çizgileri ile desteklenir. Yürürken ayakla ya da bastonla fark edilebilecek bu çizgiler, görmeyenleri doğrudan yönlendirdiği gibi görenlerin de dikkatini çekiyor.
Zemin bilgilerinde malzeme kısıtlaması yoktur. Mekânın tasarımına ve işaretlere yüklemek istediğimiz işlevlere göre farklı materyaller kullanılabilir. Taş, kumaş kaplama, fayans, plastik ya da alüminyum kullanılabilir.
Zemin bilgileri toplu taşıma alanlarında, tren istasyonlarında ve karşıdan karşıya geçişlerde uzun zamandır kullanılmaktadır. Ancak yalnızca tehlike ikazı gibi belli başlı durumlarda işlevseldirler.
Uygun koşullarda bu işaretler, herkes tarafından zemin bilgilerini algılamak için kullanılabilir. Ancak ana hatlara uygun bir şekilde yerleştirmek önemlidir. Günümüzde zemin kaplaması oda dekorasyonunda önemli bir yer tutmaktadır. Bu yüzden bilgilendirme işaretlerinin yerleştirilmesinde dikkat edilmesi gereken 2 husus vardır:
Yol gösterim prensibi
Bir başlangıç noktasından bir varış noktasına yönlendirme yapılmalıdır. Bu tek bir özel durum için yönlendirme yapmaya yoğunlaşmayı gerektirir. Görmeyen de sadece gideceği noktaya odaklanacağı için çevresini algılamaz. Dolayısıyla yön çizgilerinin kesilmemesi çok önemlidir. Kesildiği takdirde başarılı yönlendirme gerçekleştirilemez.
Bu durumda da bir çizgi boyunca yönlendirmek yerine şamandıra diye tabir ettiğimiz noktalar arası tercihe bağlı bir yönlendirme söz konusu. Şamandıra noktaları kendi içerisinde bilgiler içermeli, aynı zamanda çevreyle uyumları körlerin kolaylıkla fark edebileceği şekilde gerçekleştirilmelidir. Şamandıralar güçlü görsel ve dokunsal unsurlara sahip olmalıdır.
Çizgilerin kullanıldığı yerlere örnek vermek gerekirse; bina zemin planı üzerinde duvarların nereye gittiğini, çevreyi, basamakları tasvir etmek diyebiliriz.
III. Kabartma (Hissedilebilir) Bina ve Kat Planları
Binaları ifade etmek için kullanılan bina modülleri yeni 3 boyutlu materyallerdir. Farklı açılarından kolay algılanabilirlik katmaları açısından önemli parçalar.
•Bina zemin planları (genel görünüm ve detay)
•Site planları
•Mahalle planları
• Piktogramlar (yönlendirme işaretleri)
• İşlevsel tasvirler (modeller)
• Farklı problem tanımları için özel şekiller
Bina modüllerinde 3 önemli unsur vardır:
• Şekil
• Renk
• Yüzey (pürüzlü ya da pürüzsüz)
Bileşenler ana bir yüzey üzerine monte edilerek istenilen mekânın tasviri yapılabilir. İstenildiğinde ifadelere yüklenilen anlamlar değiştirilerek ya da ana yüzey üzerine farklı bir anlatımla bileşenleri yerleştirerek, farklı bir kompozisyon elde edilebilir ve çok yönlü kullanım sağlanabilir.
Bina planlarında farklı materyaller kullanarak farklı bilgiler engelliye ulaştırılmalıdır. Kullanılan materyaller ve o materyallerinin tasvir ettiği öğeleri şöyle sınıflandırabiliriz:
Yüzey bloklarının kullanıldığı yerler:
•Binanın cadde ve site üzerindeki yerinin tasviri
• Bina içi dekorasyon tasviri
• Daha özel nesneleri de içeren ayrıntılı tasvirler
Piktogramların kullanıldığı yerler:
• Plan içerisinde bir yer işaretleme
• İnsan tasviri
• Zemin bilgisi tasviri
• Döşeme tasviri
• Merdiven tasviri
• Diğer planlara göre referans nokta işaretleme
• Tuvaletleri işaretleme
• Hareket alanını belirtme
• Girişi işaretleme
3- Eğitim ve İletişimde Erişebilirlik
Engelliler için açık ve kapalı alanlarda yapılan düzenlemeler elbette ki eğitim kurumlarını da içermelidir. Yani kütüphaneler, okullar ve laboratuarlar engellinin erişebilirliğini sağlayacak çevre düzenlemelerini içermelidir.
Ancak görme engellilerin bu çevre düzenlemelerinden daha fazlasına ihtiyacı vardır. Eğitim için gerekli dokümanların ve bilgisayar teknolojisinin temelde görsel ağırlıklı olması körlerin bu alana erişimini oldukça zorlaştırmaktadır.
Körlerin bu alana erişebilir hale gelmesi için gerekli çevre düzenlemelerle birlikte Sesli ve kabartmalı sistemlerle donatılmış laboratuarlar ve kütüphaneler oluşturulmalıdır.
a- Bilgisayar Laboratuarları
Bu laboratuarlar körlerin okuma ve araştırma aktivitelerini tek başlarına rahatça gerçekleştirmelerini sağlayacak teknoloji ile donatılır.
Körler için oluşturulacak laboratuarda olması gereken en önemli sistem kuşkusuz Ekran Okuma Sistemidir. Görmeyenlerin bilgisayarı Türkçe sesli kullanabilmeleri için Türkçe dilinde okuma sistemi sayesinde görmeyenlerin internete, bilgisayar üzerinde kayıtlı dokümanlara erişebilmesini sağlar. Günümüzde internet ve bilgisayarın eğitimdeki yerini düşünürsek görme engellilerin de bu olanaklardan mahrum kalmamasının temini büyük önem taşımaktadır.
Ekran okuma sistemlerinin yanı sıra bu laboratuarlar kitap okuma makineleri, Braille monitörler ve yazıcılar, tarayıcılar; az görenler için ise ekran büyütme programları ve kapalı devre ekran büyütme sistemleri ile donatılmalıdır.
Braille Teknik bu alandaki 16 yıllık deneyimi ile bugüne kadar birçok kurum ve derneğe bu sistemleri kurmuş ve körler için bütünleşik çözümler sunmuştur.
b- Körler Kütüphanesi
Medeniyet; öğrenen, okuyan, düşünen ve üreten kişilerle olur o zaman körler de okuyacak, düşünecek, medeni kültürümüzün yükselmesinde katkıda bulunacaklardır. Görme engeli olmak onları bu haktan yoksun bırakmaz. Bu bağlamda körlere, araştırma kitaplarını, ders kitaplarını ve edebi eserleri okuma fırsatı da sunulmalıdır.
Bu kütüphanelerde her türlü kitaplarla özenle seçilen gönüllüler tarafında profesyonel kayıt sistemlerinde seslendirilir ve dijital ortama aktarılır. Böylece görme engelliye daisy ya da mp3 formatında bu kitapları dinleyebilme fırsatı sunulur.
Kayıt işleminin yapılacağı kayıt odaları (kabinler) görme engelliye kitabı en kaliteli şekilde ulaştırmak üzere tasarlanır ve donatılır.
Artık, görme engelli bireyler sesli kitapları zaman ve mekan sınırlaması olmadan bilgisayarda, vcd çalarda yada küçük bir mp3 çalarda dinleyebiliyorlar.
Gördüğümüz gibi günümüzde artık görme yetersizliği insanların hayatında bir engel olmaktan çıkmış, kişinin hayatını normal insanların yaşayabileceği gibi sürdürmelerini sağlayacakları bir çok teknoloji, araç gereç ve yöntem geliştirilmiştir.
KAYNAKÇA
PEGEM AKADEMİ“Özel Eğitime Gereksinimi Olan Öğrenciler ve Özel Eğitim”(Editör İbrahim H. Diken)
Orgm.meb.gov.tr
www.ozelegitimsitesi.com
www.yalinrehabilitasyon.com
www.ozelgokkusagi.com
www.karabukram.gov.tr
http://www.brailleteknik.com
Uğur KALE
(Görme Engelli Bireyler, yaşam sorunlaru, görme engelli birey eğitimi, toplum eğitimi)
Bireyselleştirlmiş eğitim programı (BEP) rehberlik araştırma merkezlerinde "Eğitsel Değerlendirme ve İzleme Ekibi" tarafından gerçekleştirilen "Ayrıntılı Değerlendirme Süreci" sonunda, "Özel Eğitim Hizmetlerinden Yararlanması Uygun Görülen" özel gereksinimli öğrenciler için "ekip" tarafından hazırlanan programdır.
Diğer bir tanımla Bireyseltirilmiş Eğitim Programı, özel gereksinimli öğrencinin zihinsel, duygusal, sosyal dil ve iletişim alanlarında yapabildiklerini dikkate alarak, kazandırılacak davranışların neşer olduğu, bu davranışların nerede, nasıl, kimler tarafından, hangi yöntemlerle ve ne kadar sürede kazandırılacağını belirten, gerekli destek hizmetini içeren, içinde ailenin de yer aldığı bir ekip tarafından hazırlanan yazılı programdır.
Bireyselleştirilmmiş Eğitim Programı aynı zamanda 1997 yılında kabul edilen 573 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yasal bir zorunluluk olrak ifade edilmiştir. Sonrasında 2006 yılında yürürlüğe giren Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği ile özel gereksinimli olrak belirlenen her çocuk için BEP hazırlanması Sekizinci Kısım, Birinci, Madde 69'da "Eğitim Programları" başlığı şu şekilde tanımlanmıştır.
Madde 69 (1)
Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişim özellikleri, eğitim performansları ve ihtiyaçları doğrultsunda hedeflenen amaçlara yöenlik hazırlanan ve bu bireylere verilecek destek eğitim hizmetlerini de içeren özel eğitim programıdır.
Bep'in yasal zorunluluk olarak kabul edilmesiyle özel gereksiminli bireylerin ve onların ailelerinin eğitimsel gereksinimleri yasal olarak güvence altına alınmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim ilkelerinin içinde tanımlanmış olan “Eğitimde fırsat eşitliği “ni sağlayabilmek. Eğitimde fırsat eşitliği ile bireylerin belirli bir aşamaya kadar eğitim hakları tanımlanmıştır. Yani her birey belirli bir yaşa kadar maddi imkanları veya engel durumu ne olursa olsun belirli bir yaşa kadar devlet destekli eğitim verilmelidir.
Engelli bireyler genel olarak, sosyal bakımdan olarak toplumdan uzak bireylerdir. Bu bireyler yeteri kadar gelişemedikleri için toplum içinde kendini ifade edemezler. Bunun için bu bireyleri çeşitli eğitim programları uygulayarak topluma uyumlu ve yararlı hale getirilebilir.
Bireysel eğitim programının en önemli temel amacından birisi, her bireyin günlük yaşamında uyguladığı öz bakım davranışlarını kazandırabilmek. Zihinsel engelli bireyleri düşünecek olursak; engel derecesine bağlı olarak bu bireyler kendilerini kontrol edemeyebilirler. Bu yüzden kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak bir durum söz konusudur. Bu bireylere Bep sayesinde öz bakım becerileri kazandırılabilir. Bu sayede bireyler bir başka insana bağımlı olmaktan kurtulabilir.
Engelli bireylerin engel türüne bağlı olarak öğrenme zorlukları yaşamaktadır. Bep ile bu bireylerin engelinden kaynaklı öğrenme zorluklarını giderilerek, engelli öğrencilerin performansını en üst düzeye çıkarmak hedeflenir.
En önemlisi engelli bireylerin kendi hayatında bağımsız yaşayabilme davranışlarını kazandırabilmek. Bu önemli amaçtır. Çünkü bir bireyler başkalarına sürekli olarak bağımlı bir şekilde yaşayamaz. Engelli bireylerin yanında sürekli birileri bulunamayabilir. Her engel grubunda olmasa bile bireysel eğitim ile bazı engel gruplarına bağımsız yaşama öğretilebilir.
Bireylerdeki engel türü ve derecesi ne olursa olsun tüm bireyler en azından öz bakım becerilerini öğrenebilir. Tabiki zihinsel olarak ağır derece engele sahip bireylere bu eğitimler bile verilemeyebilir. Fakat görme engelli, işitme engelli vb engele sahip bireylere eğitim ortamlarında çeşitli düzenlemeler ile istenilen bazı davranışlar kazandırılabilir.
Çocuklarda, dil, problem çözme, zihinsel süreçler, davranışsal özellikler ve öğrenme özellikleri birbirinden farklılık gösterebilir. Bu yüzden her öğrenciye farklı ortamda farklı öğretim stratejileriyle eğitim yapılması gerekebilir. Öğrenciye göre farklı yöntemler uygulanarak öğrenme eksikliğine sebep olan bireysel farklılıklar ortadan kaldırabilir.
Aynı ortamda yaşayan çocuklar bile farklıdır. Örneğin, aynı yaş grubunda olup aynı sınıfta eğitim gören çocukların bedensel gelişimleri ve davranışsal özellikleri farklılıklar gösterebilir.
Her bireyin zayıf ve güçlü yönleri kendi içinde farklı ilerler. Yani burada bireylerin psikomotor becerileri üst düzeyde, sözel becerisi düşük bir öğrenciye dersleri sadece sözel anlatım şeklinde alırsa; bu bireyin psikomotor becerisi gelişmiş olduğu için birey tam olarak öğrenemez. Bu yüzden bu gibi bir durumda bep ile öğrenci tanımlaması yapılmalıdır.
Bireysel eğitim programının yararlarını öğrenciye, öğretmene ve aileye olmak üzere 3 grupta toplayabiliriz. Bu yararları kısaca maddesel olarak ifade edecek olursak ;
Öğrenciye Yararları:
Bep’te eğitim amaçları engelli öğrencinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Bu yol ile öğrencinin güncel yaşamdaki eksiklikleri giderilebilir.
Öğretimin hedefleri planlandığı için engelli öğrencinin çalışmaları bir düzene girer.
Geleneksel eğitimde eğitiminde çeşitli sorunlar nedeniyle hedeflenen davranışları kazanamayan öğrenci, bireysel eğitim programı sayesinde istendik davranışları kazanmaya başlar
Öğrenci detaylı bir taramadan geçtiği için engelinden kaynaklanan farklı ihtiyaçları belirlenir. İhtiyaçları belirlenen öğrenci içinde çeşitli eğitimler uygulanarak bu bireyin ihtiyaçları karşılanmış olur.
Sağlanacak özel eğitim hizmetleriyle bilgi ve beceri eksikliklerinin nasıl giderileceği açığa kavuşur.
Engelli birey çeşitli yönlerden tanımlandığı için onun gereksinimlerine göre öğretiminde farklı düzenlemeler yapılır.
BEP ile öğrenci davranış kazanmaya başlar.
Kendi performansını en üst düzeye çıkarır.
BEP bireyi bağımsız yaşama hazırlar.
Öğretmene Yararları:
Öğretime nereden başlayıp sırasıyla neyin, nasıl, ne süreyle öğretileceği konusunda öğretmeni yönlendirir.
Öğretmen için bir plan ve kılavuz görevi görür.
Ölçme-değerlendirme daha kolay olur.
Öğretmeninin alternatif geliştirmesini sağlar.
Anne-Babaya Yararları:
Aile çocuk hakkında bilgi sahibi olur. Aile çocuğunun neyi bilip neyi bilmediğini öğreneceği için çocuğuna nasıl davranacağını bilir.
Aile, çocuğunun önceden kazanacağı davranışları bilir. Bu davranışları bildiği için evde de bu davranışları uygulayarak öğrencideki davranış değişikliğinin devamlılığını sağlamış olur.
Okul ile anne-baba arasındaki görüş farklılıkları ortadan kalkar.
Bep, değerlendirme sürecinin basamaklarını oluşturan gönderme öncesi, gönderme ve ayrıntılı değerlendirme süreçleri sonunda özel eğitim hizmetlerinden yararlanılması uygun görülen çocuklar için hazırlanır
Genel eğitim sınıflarında eğitim gören ve akranlarından duygusal, davranışsal ve akademik özellikleri yönünden farklı eğitim gereksinimleri olan öğrenciler öğretmenleri tarafından belirlenir. Bu öğrencilerin kaynaştırma öğrencisi olarak tanılanmaları için rehberlik araştırma merkezine gönderilmeleri ve değerlendirilmeleri gerekmektedir. Ancak yetersizliği olduğu düşünülen öğrencilerin rehberlik araştırma merkezine gönderilmeden önce, genel eğitim sınıflarında eğitimlerini sürdürebilmeleri için çaba harcanılması gerekmektedir. Buna göre gönderme öncesi, RAM'lere değerlendirme için göndermeden önce, yetersizliği olduğu düşünülen öğrencilerin eğitimini, sınıf öğretmenlerinin alacağı çeşitli uyarlamalarla ve düzenlemelerle genel eğitim sınıflarında sürdürme çabası olarak tanımlanabilir.
Gönderme öncesi süreçte yetersizliği olduğu düşünülen öğrencinin, genel eğitim sınıflarında eğitiminin öğretmenin yapmış olduğu tüm uyarlamalara rağmen başarısız olması durumında gönderme süreci başlatılır. Bu süreç, öğrencinin daha fazla desteğe gereksinimi olup olmadığının belirlenmesi için sınıf öğretmeninin okul rehberlik servisi ile birlikte başlattığı bir süreçtir. Bu süreçte yapılan tüm çalışmalar yazılı rapor haline getirilerek öğrenci değerlendirme için rehberlik araştırma merkezlerine gönderilir.
Öğrencinin özel eğitime ihtiyacının olup olmadığının belirlenmesi için rehberlik araştırma merkezinde bir ekip tarafından gerçekleştirilen, çok yönlü değerlendirme süreci ayrıntılı değerlendirme süreci olarak tanımlanmaktadır. Burada öğrencinin özel eğitim hizmetleri için uygun olup olmadığına karar verilmeye çalışır. Bu karar verilirken özel gereksinimli öğrencinin;
·Nerede (kaynaştırma, özel sınıf veya özel okul),
·Nasıl (bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlama ve öğrencinin destekleneceği alanların neler olduğunu belirleme),
·Hangi destek hizmetlerle ( kaynak oda, sınıf içi yardım veya okul dışı destek eğitim) eğitim alacağına karar verilir.
Ayrıca eğitsel değerlendirme süreci 2006 Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği'nde tanımlanmış yasal bir süreçtir.
Özel eğitim için yerleştirmelerin yapılmasının ardından özel eğitime ihtiyacı olan bireylere ait, BEP’in geliştirilmesi, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla BEP geliştirme birimi oluşturulur. Bu birimlerin, yakın çevrelerinde birim kurulamayan kurumlardaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylere de destek eğitim vermesi için hizmet alanları özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından belirlenir.
Kurum müdürü veya görevlendireceği müdür yardımcısının başkanlığında,
Gezerek özel eğitim görevi verilen öğretmen,
Aile,
Özel eğitime ihtiyacı olan öğrenci,
Rehber öğretmen-psikolojik danışman,
Eğitim programları hazırlamakla görevli öğretmen,
Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencinin sınıf öğretmeni veya hazırlanan programın içeriğine uygun branş öğretmeni,gerektiğinde izleme tanılama ve değerlendirme ekibinden görevli bir kişiden oluşur.
Birimi oluşturur, üyeleri belirler, toplantıları planlar.
Bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirilmesi, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi sürecinde, bireyin ihtiyaçları doğrultusunda kurum içi düzenlemeleri yapar.
Bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirilmesi sürecinde yapılan çalışmaları, değerlendirmeleri izler, ihtiyaç duyulan araç-gerecin geliştirilmesi veya sağlanması için özel eğitim hizmetleri kurulu ile eşgüdümlü çalışır.
Gezerek Özel Eğitim Görevi Verilen Öğretmen:
Kurumun olanaklarına ve bireyin ihtiyaçlarına göre hazırlanan bireysel eğitim planlarını, kaynaştırma uygulamaları yapılan kurumlar ile özel eğitim kurumlarında uygular.
Değerlendirme ölçeklerinin geliştirilmesinde görüşünü bildirir.
Gerektiğinde bireye, aileye, öğretmene ve kuruma bilgi verir.
Öğretmen:
Bireyselleştirilmiş eğitim programlarının hazırlanmasında, uygulanmasında ve değerlendirilmesinde etkin görev alır.
Planlanan eğitim programlarını uygulamaya dönüştürür.
Bireyin gelişimine göre yeni bireysel eğitim programı önerileri hazırlar.
Aile:
1.Bireyselleştirilmiş eğitim programının geliştirilmesi sürecinde ihtiyaçlarını iletir.
2.Çocuğu ile ilgili hedeflerini ve planlarını belirtir.
3.Eğitim programının uygulanması sırasında çalışmalara etkin bir şekilde katılır, gerektiğinde eğitim araç gereç desteği sağlar.
Özel Eğitime İhtiyacı Olan Birey:
Bireyselleştirilmiş eğitim programlarının hazırlanışı sırasında kendi ihtiyaçları ve isteklerini belirtir.
Çalışmalara etkin biçimde katılır.
Değerlendirme sonrasında çıkan eğitim önlemi ve yöneltme kararında isteğini belirtir.
Rehber Öğretmen (Psikolojik Danışman):
Bireyin özel eğitim ihtiyacları doğrultusunda görüşünü belirtir ve bireye rehberlik yapar.
Bireyin gelişimini izler.
Aileye ve bireye dönütler verir.
Eğitsel Tanılama, İzleme ve Değerlendirme Ekibi Temsilcisi:
Birey için saptanan destek eğitim hizmetlerinin uygulanmasında rehberlik eder.
Bireyin gelişimini okul rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri servisi ile işbirliği içinde izler.
Eğitim Programları Hazırlamakla Görevlendirilen Öğretmen:
1.Bireyselleştirilmiş eğitim programlarının hazırlanmasında, uygulanmasında ve değerlendirilmesinde etkin görev alır.
2.Değerlendirme ölçekleri geliştirir. İhtiyaç duyulan araç-gerecin geliştirilmesi veya sağlanması için başkan ile eş güdümlü çalışır.
3.Bireyin gelişimine göre yeni bireyselleştirilmiş eğitim programı önerileri hazırlar.
4.Gerektiğinde bireye, aileye, öğretmene danışmanlık yapar.
Not: Bireysel eğitim programı hazırlama ekibi, öğrencinin yetiştirildiği okulun olanaklarına göre oluşturulur. Her ne kadar kadar yasal olarak ekipte yer alması gereken üyeler yasada belirtilmiş olsada, okulun durumuna göre ekipte görev alan kişiler değişkenlik gösterebilir.
Bep ekibi, duruma göre sınıf öğretmeni, rehber öğretmen, aile, alan dersi öğretmenleri ve bir yönetici şeklinde oluşturulabilir.