Şiirler ( Beytullah KILIÇ ) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiirler ( Beytullah KILIÇ ) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2010 Çarşamba

YIKINTIDA KANAYAN İZDÜŞÜM

YIKINTIDA KANAYAN İZDÜŞÜM

Henüz tanyerini ifşa etmemiş gece.

Termometre dibine vurmamış şişenin.

Öte boyutta,

“Güzellik duvarı”nı aşmışsın.

Ben sana dokundukça,

Esmerleşiyor gece.

Sen bana dokundukça,

Putlaşıyor zaman.

Öte boyutta…

Birer yudum sarhoşluk

Artakalmış kadehlerimizde.

Sönmekle geceyi söndürmek arasında,

Bir senaryo mumun kafasında…

Her şey nefsine yenik bir hoşluk…

Öte boyutta…

Beri boyutta,

Kendi izdüşümünde çırpınan bir kalem:

Kalemin ucu Babil Kulesi!

Her satır içime yıkılır,

Kırar ellerimi.

İzdüşümüne düşer;

Yazarak yıkar hayallerimi.

Beytullah KILIÇ

İZAFİ SALTANAT

İZAFİ SALTANAT

Yalnızlığın katı hukukunda,
Mükafattır kendini anlatabilme.
Oysa Tanrı otoriter bir düşünceyle
Ay saldı yalnızlığın katı hukukuna.
O artık kurtarıcıydı kendince.

Bize ilk ikramdı kayıpların tercihi.
Pirinç-bulgur felsefesi böyle başladı.
Çıplaklığımıza inat terleyen bir gökyüzü,
Unutmuştu yalnızlığın katı hukukunda hayat sürdüğümüzü.
Evet, çerçevesizdi yenilgi
Ve mutasyon sarhoşu olmak işten bile değildi.
Geçmiş ve külleri asimile edemedi işlerliklerini.
Her aysız gecede, dökülüp düşlerimizden,
Kazançlarından dolayı kaybedecek olan
Tanrı’nın cezalandıracağı kullar gibi,
Yakar gözlerimizi.

ZAMAN KATLAMA SANATI

ZAMAN KATLAMA SANATI

Öğle saatleriydi…

Güneşin ateşinin yükseldiği saatler…

Annemin beyaz saçlarını gördüm.

Bir eşarbın köşesinden hayata boyun büküyorlardı.

Sen de oradaydın,

Adının tam üzerine basmıştı ak saçlar.

Şaka yapmak istedim:

-Üstüne bastın ayağını kaldır-

Gel gör ki hüzün ağır bastı.

Ak saçlar içinde Akkül!

Hayatı dolandırmıyorsa eğer,

Hayata gülümsüyordu Akgül.

Gülemeyen annemin ak saçlarında…


Ben dalmışım meğer.

Annem son nefesine kadar

Hiç görmedi Akgülü.

Tam kırk yıl geçti,

Dün Akgül de verdi son nefesini.


Akgül hiç görmedi annemi.

Sadece bir kez görebildim,

Akgül’ü annemin ak saçlarında.

Kırk yıl önce…


Akgül’ü toprağa veriyorlar.

O beni kırk yıl önce gömdü.

Ben ne gidebiliyorum,

Ne bir kürek asi toprak…

Ben gömemiyorum Akgül’ü.

Tanrı asi, zaman tutsak.

Ne Tanrı geri verir onları,

Ne kırk yıllık bir kum saati.

Anne! Destan yarat benden.

Beni Akgül’e anlat.

O koca burnumdan bir Manas yarat.

Sınırsız zenginlikte

Bir kafiye yarat yeşil gözlerimden.

Mısralar duraksız olsun.

Ben hiç duramadım anne,

Durduramadım…

Beni öyle bir anlat ki,

Sütten çıkan ilk ak kaşık ben olayım.

-İnsan siluetinde-

Anne! Anne beni Akgül’e anlat

Bir destanın içinde büyüt beni.

Bir destanda somutlaştırıp

Akgül’ün bensiz hayallerinin tam ortasına at.


Anne!

Anne ben çok soyutum.

Çıplağım, üşüyorum Akgül gelmedi.

Yalnızlıktan “sopsoyut”um.

Akgül, kurtar beni.

Somutlaştır, zincirini kır şu destanın.

Akgül, annem ölüyor!

Kurtar beni.

Soyut kefenli bir cinayetin,

Soğuk nefesini erit.

Kurtar annemi, zamanı tekrarla.

Akgül,

Kırk yıl öncesine,

Annemin ak saçlarına git.

Kırk yıllık bir sözde

Gebe kalmış iftiharla,

Kırk yıllık bir hasretin

Kılını kırk yardın.

Şimdi “dönüşü mümkün geç kalmışlık”ın

Tam zamanı, sınırdasın.

Git artık!


Bunca yıllık yüzsüzlüğüme

Bir yüz bulmuş olayım.

Annemin ak saçlarına git.

Bana gel Akgül.

Hem beni kurtar, hem annemi.

Akgül,

Kırk yıl öncesinde bir öğle vakti…

Kırk yıl sonrasına miras

Bir hatırasızlığın özlemi….


Beytullah KILIÇ

RÜZGARA KARŞI KORKU DÜELLOSU

RÜZGARA KARŞI KORKU DÜELLOSU

Yalnızca ay ışığı titremez,

Böyle rüzgarlarda.

Gözümün akı karasına karışır.

Kaybedişin hırçın hikayesidir sesi.

Bir düşlük yolcudur;

Her gözyaşı pınarlarda.

Her damlada acıya susamış bir vampir olur rüzgar.

Şehvet kokar nefesi.

İstem dışı kollarımı açarım.

İsa olur çarmıha gerilirim.

Beni çarmıha geren “inkar”

Mutlu(!) bir hayat kurmuştur

Skolastik kalplerin bağnaz sahnesinde.

Daha bir mazoşist olurum.

Her esinti bir nefes sigara olur.

Bir şamar olurum korkunun ensesinde

Okkalısından…

Üşütemedikçe sinirlenir.

Nefesine tükürükler karışır.

Düello kirlenir.

Yerden pul pul kaçırdığı toprakları

Tükürüğünde boğup yüzüme fırlatır.

Beni de tükürüğünde boğacağını sanır.

Beni hiç sevmez rüzgar.

Cesaretim onu aldatır.

İnkarın açgözlü tabutunda,

Korkularım küstahlığa sığınır.

Beytullah KILIÇ

KAOSUMA İLAHİ BİR TERCÜME

KAOSUMA İLAHİ BİR TERCÜME
Zifiri karanlıkta başladı
Hayatın çabaya koşturan paydos saati.
Umuda koşan son olcuların üstüne,
Kendini bilmez yıldırımlar düştü.
Ya da çelmeler taktı birileri-düşürüldü-
Son yolun kör kuyusunda,
Bir kıyamettir koptu,
Gitmek- gitmemek…
Yaşama arzusu-düello!
Taştan bir kalbin namlusunda
Tadına doymak mümkün olmadı tutsaklığımın.
Hür elbiseler giydirildi tutsaklığa.
Kamufle edilip yutturuldu benliğime.

Belki de,
Dolandırılmak istercesine
Dolandım durdum sayısız yanlışın çevresinde.
Sonra da “yontma aşk devri”nden kalma
Gözyaşları döktüm sayısız yanlışın pençesinde.

Oysa rüyalarımda aynalara baktım.
Ama bir türlü göremedim aynaların içinde rüyalarımı.
Aynalar bencildi, bir o kadar da görgüsüzdü.
Aynalar pürüzsüzdü,
Olduğu gibi kabul etmek temel yasaydı.
Aynalar katıydı da,
İçine bir damla gerçek dışılık akıtmak
Kekremsi bir tatta,
Heterojen zaman-imkansızlık burukluğuydu.

Şimdilerde,
Tuzu kuru hayatlara şaşırtıcı maskeler kakalıyorum.
Sahrada ateş olup;
Alplerde kar oluyorum.
Kalıcı kar sınırının çok üstünde…
Allah aşkına;
Ben ne yapıyorum?
Ne yapıyorum büyük patron?
Ya sen ne yapıyorsun?
Bu kadar kusuru takıp boynuma,
Sonra da koca bir cennetin varlığını sunuyorsun!

Puntosu küçük yeminler(!)
Tek şeritli bir hayata yetmiyor.
Seyyahlık pahalı bir kaçış,
Ucuz bir bedel.
Mecnun olmak için çöl uzak.
Çöl içimde-demli çaylar kaynatıyor-.
Her şey hücre ile atomun bir nefes ötesi.

Netice:
Tok karna açlığa kusmak!
Sonra bol baharatlı Kaf Dağı.
Tanrı’nın kanına girdi şeytan.
Azrail veto yedi Adem’in elmasından.
Tanrı perişan,
Bir labirente tek kapıyı çok gördü otoriter şeytan.

İlahi görevler yükledim sana,
Gel ki Tanrı’ya gebe kalsın mutluluğum.
Gurur duy, Şeytana meydan okuyabilirsin.
Zaten bir emziklik borcum var Tanrı’ya
O da yalnızca senin için.
Beytullah KILIÇ